Blog
| |
Create free blog
(
Türkçe
,
Deutsch
,
Español
)
Rastgele blog
Giriş
Rapor et
hurma zeytin
Ana sayfa
|
Etiketler
Gelmeyen Bahar Gel kardeşim, gel beri Hey kurt hey kuş hey börtü böcek Ah gidenler gelir mi geri Açar mı bugun dört bahardır kanayan çicek Demek Daha bizim yaşımızda İnsanlar ölecek. Ölüm Adın Kalleş Olsun Enver Gökçe
Ara:
Ana Sayfa
|
Yazılar
|
Resimler
|
Videolar
1 "dae jang geum song" etiketi kullanan gönderi
"dae jang geum song" etiketi kullanan diğer içerikler
resimler
,
videolar
Jul
18
dae jang geum song
okuryazarhay
| 18 Temmuz 2008 12:28 |
0 fav
| etiket:
dae jang geum song
(0) yorum
Feedjit Live Blog Stats
Ya bizden bir grup İngiliz bayrağı öpse Gösterinin sonunda bir Judas Priest klasiği olarak sahneye pırıl pırıl bir motosiklet geldi... Bunlar bir Judas Priest konserinde beklediğimiz şeyler. Ama birden neden o sahnede olduğunu anlamadığımız bir şey çıktı ortaya; bir Türk bayrağı. Rob Halford izleyicilerin alkışları arasında bu bayrağı öptü! Ya bizden bir grup İngiliz bayrağı öpse? Ayşe DÜZKAN aduzkan@stargazete.com Geçen pazar akşamı İstanbul Kuruçeşme Arena’da bu sezonun en ilgi gören konserlerinden biri verildi. Dünyanın en önemli metal gruplarından Judas Priest klasikleşmiş parçalarının yanı sıra yeni albümü Nostradamus’tan şarkılar da seslendirdi. Grup elemanları ilerlemiş yaşlarına rağmen ve hatta belki tam da bundan ötürü etkileyici adamlar, hani ‘baba’ derler ya, bu tanımı hak ediyorlar. Gençliklerinden bile daha etkileyici oldukları söylenebilir. 3.5 oktavlık sesiyle solist Rob Halford ise metal tarihinin gelmiş geçmiş en karizmatik figürlerinden biri; farklı yükseklikteki merdivenlerin ve bir tahtın kurulduğu sahneye çok çarpıcı bir kıyafetle çıktı, her şey, metal ruhuna ve özellikle son albümün taşıdığı gotik havaya uygundu. Gösterinin sonunda bir Judas Priest klasiği olarak sahneye pırıl pırıl bir motosiklet geldi... Bunlar bir Judas Priest konserinde beklediğimiz şeyler. Ama birden neden o sahnede olduğunu anlamadığımız bir şey çıktı ortaya; bir Türk bayrağı. Rob Halford izleyicilerin alkışları arasında bu bayrağı öptü! Önde motosiklet, arkada Nostradamus’un temsili görüntüsünün olduğu bir sahne ve adını Hazreti İsa’ya ihanet eden havari Judas ve İngilizce ‘papaz’ kelimesinden alan bir grupla Türk bayrağı arasında bir ilinti kurabiliyor musunuz? Ne kadar yetenekli ve yaratıcı olursa olsun, İngiliz bir metalcinin elinde Türk bayrağı görmenin insanı neden bu kadar gururlandırdığını anlamak çok zor. Fransız bayrağı olsaydı Konseri düzenleyen BKM olayın grubun fikri olduğunu söylüyor. Bir an için tam aksini düşünelim, bizim bir rock grubumuz, mesela Duman İngiltere’ye gitse, konserinde İngiliz bayrağını öpse, oradaki seyirci ne tepki verir bilmiyorum ama döndüklerinde havaalanından bile rahat giremeyeceklerine şüphe yok. Bu sadece İngiltere gibi emperyalist ülkeler için geçerli değil, aynı şeyler örneğin Pakistan’da yaşansa aynı oranda olmamakla birlikte yine tepki verilir. Daha önce de müzik sahnesinde Türk bayrağı gördük. Aklıma Orphaned Land’in birkaç yıl önceki konserinde grubun solisti Kobi Fahri’nin sahneye Türk Milli Basket Takımı’nın formasıyla çıkması geliyor. Orphaned Land İsrailli bir grup, yaptıkları müziği ‘oryantal metal’ olarak tanımlıyor, birkaç dilde müzik yapıyorlar ve bu dillerin arasında Arapça da var; bunun İsrail’de ne anlama gelebileceğini anlamak için televizyonlardaki haber bültenlerini izlemek yeterli. Yani müzikal anlamda da milliyetçilik karşıtı bir tavırları var; zaten röportajlarında bunu ifade ediyorlar. Ayrıca da Erkin Koray’ın Estarabim’ini yorumlayacak kadar Türkiye kültürüne aşinalar! Ama Judas Priest için böyle bir şey söylemek mümkün değil. Zaten Halford da aynı şeyi ülkesinin rakibi sayılabilecek örneğin ABD ya da Fransa bayrağına yapmazdı. Türkiye ile komşusu herhangi bir ülkeyi ayırabileceğinden bile şüpheliyim. Bu durumda Arena’da sahneye çıkan bayrak alkışa layık mıdır, düşünmeye değer. Sabancı suikastı hakkında şok eden iddialar 21 Temmuz 2008 Pazartesi, 09:31 GÜNCEL Ergenekon'a ilişkin açıklamalarıyla dikkat çeken Tuncay Güney'in 2001'de gözaltına alındığında polise verdiği ifadeyi Yeni Şafak ele geçirdi. Güney, Türkiye'yi sarsacak iddialar içeren ifadesinde Özdemir Sabancı suikastını Abdullah Çatlı'nın İETT garajından yönettiğini, tetiği de bir resmi görevlinin çektiğini öne sürüyor. Güney'e göre DHKP-C'li Duyar, Akkol ve Erdal sadece kameralara poz vermeleri için tutuldu. Kanada'da yaşayan ve Ergenekon örgütüne ilişkin anlattıklarıyla dikkat çeken Tuncay Güney'in 3 Şubat 2001'de gözaltına alındığında polise özellikle Sabancı suikastıyla ilgili Türkiye'yi sarsacak bilgiler verdiği ortaya çıktı. Gözaltındayken kamera karşısına geçerek Ergenekon örgütü hakkında açıklamalar yapan Güney'in ifadelerini Yeni Şafak ele geçirdi. Tuncay Güney'in, “Dolandırıcılık ve sahtecilik” iddiasıyla gözaltına alındığı İstanbul Organize Suçlar Şubesi'nde verdiği Ergenekon ifadesinin, uzun süre Fatih Savcılığı deposunda bekledikten sonra raftan indirilen DVD'sinden Türkiye'nin en önemli cinayeti olan Sabancı suikastıyla ilgili sarsıcı bilgiler çıktı. ÜNLÜ BİR SİYASETÇİ ORGANİZE ETTİ Tuncay Güney'in, “Doğu Perinçek Veli Küçük'e getirip sundu, ben de kopyasını aldım” dediği belgeler ve Güney'in anlatımlarına göre Sabancı suikastını, dönemin ünlü bir siyasetçisiyle Abdullah Çatlı birlikte organize etti. Hedef, kesinlikle olayda yaşamını yitiren Özdemir Sabancı'ydı. SADECE KAMERAYA POZ VERDİLER Mustafa Duyar ve İsmail Akkol, DHKPC'deyken polise çalışıyorlardı. Fehriye Erdal'ın örgütle ilgisi hiç yoktu. Erdal'ı Sabancı Center'da işe Susurluk kazasında ölen Polis Müdürü Hüseyin Kocadağ yerleştirmişti. Önce bir senaryo hazırlandı. Çocuklar (Duyar ve Akkol) James Bond çantalarla cicili bicili giydirilip Sabancı Center'a gönderildi. Duyar ve Akkol, cinayetlerin işlendiği kata asla çıkmadılar. Sadece kameralara yakalanmak için binaya giriyorlarmış gibi yapıp geri döndüler. Cinayetler işlenirken aşağıda kırtasiyenin yanında bekliyorlardı. Fehriye Erdal da bu sırada aşağı inerken kamerada görülüyordu. RESMİ GÖREVLİ ÖLDÜRDÜ Oysa daha önceden resmi bir görevli hiç kimsenin dikkatini çekmeyecek şekilde, susturuculu tabancayla binaya yerleştirildi ve Özdemir Sabancı ile Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe'yi öldürüp, sessizce ayrıldı. Operasyon yapılırken Çatlı, Sabancı Center'in tam karşısında bulunan İETT garajında, bir minibüsün içinde, 'yanındaki bir kişiyle birlikte' bekliyor ve operasyonu oradan yönetiyordu. Cinayetler işlendikten sonra, hem suikastı gerçekleştiren resmi görevli hem Fehriye Erdal, Mustafa Duyar ve İsmail Akkol, hem de Abdullah Çatlı, olay bölgesinden ayrıldı. Mustafa ve İsmail, örgüt tarafından yurtdışına çıkarıldı. Fehriye örgütten olmadığı için yurtdışına çıkışı cinayeti organize edenler tarafından sağlandı. İhaleyi DHPKC'nin lideri Dursun Karataş aldı Suikastın ihalesi, DHKPC'nin polisle ilişkileri iyi olan lideri Dursun Karataş'a verilmişti. Suikast, DHKPC tarafından üstlenildi. Böylece bütün dikkatler örgüte yöneldi. Karataş'ı, polisin içinde bir grup destekliyordu. Özellikle DHKPC'nin MKYK üyeleri, Polis Müdürü Hüseyin Kocadağ tarafından belirleniyordu. Dev Sol'dan DHKP/C'ye geçişte, örgüt tamamen polis kontrolünde bir örgüt haline gelmişti. Veli Küçük Sabancı'ya anlattı Tuncay Güney'in iddialarına göre, Sabancı Ailesi, suikasttan sonra bir dedektif ekibi kurdu. Eski Amerikan istihbaratından ve eski MİT'çilerden bazı kişilerle istihbarat grubu kuruldu. Cinayetle ilgili dokümanlar toplanıyordu. Aynı günlerde, İşçi Partisi lideri Doğu Perinçek'in sahibi olduğu Aydınlık dergisi ve Tuncay Güney'in yönetici olduğu Strateji dergisinde Veli Küçük'ün talimatıyla manipülatif haberler yapılıyordu. Veli Küçük'ün 10 yıllık arkadaşı ve muhbiri Yalçın Tanfer de Sabancı suikastıyla ilgili bilgi topluyordu. Veli Küçük suikastın nasıl gerçekleştirildiğini Sabancı Center'a gidip Sakıp ve Şevket Sabancı'ya anlatmıştı. Duyar öldürüldü Erdal Belçika'da Akkol kayıp Sabancı Center'ın 25. katında 9 Ocak 1996 günü Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi Özdemir Sabancı, Haluk Görgün ve Nilgün Hasefe susturucu takılmış tabancayla öldürüldü. Suikastı DHKPC üstlendi. Cinayetleri işlediği ileri sürülen Mustafa Duyar, İsmail Akkol ve Fehriye Erdal'ın, Sabancı Center'a giriş ve çıkış görüntüleri ortaya çıktı. İdamla yargılanan Mustafa Duyar, 1999'da, Afyon Cezaevi'nde Karagümrük çetesinin adamları tarafından öldürüldü. Erdal, Belçika'da yakalandı ancak şu an dışarıda. Akkol'un nerede yaşadığı ise hala bilinmiyor.
Temâtik Film Kuşağı
Profil
okuryazarhay
Diyarbakır
Türkiye
Son yazılar
a türkeş martaval sözleri
Ermenistan'a Hareketinden Önce Ermenistan'dan Dönüşlerinde Esenboğa Havalimanı'nda Yaptıkları Açıklama
Cumhurbaşkanı Gül Ermenistan Türkiye Maçını İzledi
google çöktü
Blog application server
Bu şarkı Burada Bitmez
TERÖRÜN ZARARI 300 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE
Sabancı suikastı hakkında şok eden iddialar
dae jang geum song
GS: Hepsi - 4yüz
Arşiv
Mayıs 2009
Eylül 2008
Ağustos 2008
Temmuz 2008
Etiketler
4 yüz
a türkeş martaval sözleri
blog application server
bu şarkı burada bitmez
cumhurbaşkanı gül ermenistan türkiye maçını izledi
dae jang geum song
ermenistan'a hareketinden önce ermenistan'dan dönüşlerinde esenboğa havalimanı'nda yaptıkları açıklama
google çöktü
günün sorusu
hepsi
jewel in the palace episode 54 part 1 saraydaki mücevher
sabancı suikastı hakkında şok eden iddialar
terörün zararı 300 milyar doların üzerinde
ömer zülfü livaneli dede sultan mp3
Linkler
MUHSİN OMURCA